Merhaba djler.net takipçileri;
1994 yilinda başladim mesleğe.O zamanlarla ilgili hatirladigim ilk sey kasetler ve o kasetleri kesip bicerek yaptigimiz mikslerdi.....3 yil kadar izmir bornovada cesitli diskolarda program yaptim.Dj lik maceram bu şekilde başladı.
2006 yilinda internet araciligi ile radyo ile tanistim.1 yil kadar bir kac online radyoda gorev aldiktan sonra ulusal bir radyo kanalinda haftanin 2 saati program yapmaya basladim.Artik bir Dj değil radyo programcisiydim.ikinci yayinimdan sonra haftalik saatim 18'e cikti ve uc yil boyuncada prime time tabir ettigimiz saatlerde programimi surdurdum.
Yayinima bir cok sanatci konuk ettim.Ferdi Tayfur,Gülden Karaböcek,Ebru Gündeş,Etkin,Ahmet Selçuk İlkan,Ayça,Cüneyt Tek,VJ bülent,Sıla,Eylem,Hilal Cebeci aklıma gelen isimlerden birkaci.
2009 yılından itibarende çeşitli clublarda turkce müzik çaldım.Bir cok reklam produksiyonlarinda görev aldım.Çok keyifli zamanlar geçirdim.
Radyo Programcılığı dışarıdan bakıldığında eğlenceli gibi görünen ama ''dışı seni içi beni yakar'' sözünün cuk oturduğu mesleklerden biridir.Her gün yaşanan her olay hakkında bilgi sahibi olmak,bilgi sahibi olunan herşey hakkında en az beş soru sorabilecek ve alınacak cevaplara yada sorulara mantıklı ,doğru ve çoğunluğu ikna edebilecek karşılıklar verilebilecek, bir dakika içinde konuyu,ele alınan bakış açısını ve dinleyiciyi konuya çekecek ipucunu ortaya atıp intro sonunda susmuş olmak, tüm bunları yaparken program formatına,yayın saatine ve dinleyici portfoyüne uygun bir uslup benimsemek,otomasyonla uğraşırken asistana laf yetiştirmek,mikrofon kapandığında en fazla iki buçuk dakika içinde özeleştiri yapabilmek,yanlışınızı kollayan meslektaşlarınızın eline koz vermemek,herhangi biryerde bir dinleyicniz sizi tanıdıgında mutlu olmak gösterdikleri sevgi ve alakayla ilk gün gibi heyecanla masaya oturmak, Ne kadar iyi olursanız olun mutlaka yerinizde gözü olan birileri oldugnu bilmek ve eğer yeterince iyi ilişkiler içinde değilseniz hep doğru bildiğinizi söylemiş bazılarıın çıkarlarını zedelemişseniz,zamanı geldiğinde ceketini alıp çıkabilmektir radyoculuk.Ceketini alıp çıkanlar unutulmaya mahkumdur her zaman ama ün ,para ,makam için yalakalık yapmakta sakınca görmeyenler hep hatırlanır çünkü sadece mikrofon başında geçirdikleri iki saatle tanınırlar dinleyicilerince...İçinde olmadığında hep özlenir içinde olunduğunda (doğru insanlarla çalışılmıyorsa eğer) nefret bile edilebilir...
Radyo ile ilgili Merak ettiklerinizi sormak isterseniz memnuniyetle cevaplarim....Herkese bol muzikli keyifli zamanlar...
